Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahane'sinde korkunç cinayet: Horladığı için arkadaşını boğarak öldürdü!(5/5)

İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde korkunç bir cinayet işlendi. Arkadaşını horluyor diyerek uykuda boğan Osman A. adliyeye sevk edildi. Detaylar haberimizde...

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahane'sinde korkunç cinayet: Horladığı için arkadaşını boğarak öldürdü!(5/5)
İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde korkunç bir cinayet işlendi. Arkadaşını horluyor diyerek uykuda boğan Osman A. adliyeye sevk edildi. Detaylar haberimizde...

Sabah Sayım için gelen görevlinin Mehmet Ali Altun isimli hastanın yatağında hareketsiz yattığını farketmesi üzerine kontrol için yanına gittiğinde ölmüş olduğunu anladı. Bunun üzerine güvenlik kameralarında yapılan kontrolde, aynı koğuşta kaldıkları Osman A.'nın gecenin bir vakti Mehmet Ali Altun'un üstüne çıkarak boğup tekrar yatağına yattığı anlaşıldı.

İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde korkunç bir cinayet işlendi. Arkadaşını horluyor diyerek uykuda boğan Osman A. adliyeye sevk edildi. Detaylar haberimizde...

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin dün gece saat 00.30 sıralarında korkunç bir cinayet işlendi. Sabah sayım için koğuşa gelen görevliler Mehmet Ali Altun yatağında hareketsiz yattığını farketti. Kontrol için yanına gittiklerinde ölmüş olduğu tespit edildi. Bunun üzerine güvenlik kameraları kontrol edildi. Aynı koğuşta kalan Osman A. gece Mehmet Ali Altun'un üstüne çıkarak boğup yatağına geri yattığı görüldü. Olay sonrasında ifadesi alınan Osman A.'nın horladığı yüzünden öldürdüm dedi. Osman A ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi.

 Akıl hastanesinde Osman A. horladığı için arkadaşını uykuda boğarak korkunç şekilde öldürdü!
 
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin dün gece saat 00.30 sıralarında korkunç bir cinayet işlendi. Sabah sayım için koğuşa gelen görevliler Mehmet Ali Altun yatağında hareketsiz yattığını farketti. Kontrol için yanına gittiklerinde ölmüş olduğu tespit edildi. Bunun üzerine güvenlik kameraları kontrol edildi. Aynı koğuşta kalan Osman A. gece Mehmet Ali Altun'un üstüne çıkarak boğup yatağına geri yattığı görüldü. Olay sonrasında ifadesi alınan Osman A.'nın horladığı yüzünden öldürdüm dedi. Osman A ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi.

Alınan bilgiye göre, olay, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin 2. Blok, 213 no'lu koğuşunda geceyarısı saat 00.30 sıralarında meydana geldi.



Sabah saatlerinde ise sayım için koğuşa gelen görevliler yatakta hareketsiz yatan Mehmet Ali Altun'u kontrol ettiklerinde öldüğünü gördüler. Bunun üzerine hastanede alarm verilirken, güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesi cinayeti ortaya çıkardı.

Hastanenin kamera görüntülerinde, Osman A.'nın yatağından kalkarak Mehmet Ali Altun'un bulunduğu yatağa yöneldiği ve üzerine çıkarak boğduğu belirtildi. Osman A.'nın daha sonra hiçbir şey olmamış gibi yatağına yatarak uyumaya devam ettiği tespit edildi.


Bunun üzerine katil zanlısı Osman A. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Osman A.'nın, kendisini götüren polislere, cinayeti "arkadaşının çok horlaması" yüzünden işlediğini söylediği belirtildi. Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde işlemleri tamamlanan şüpheli adliyeye sevk edildi. 

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye'nin ilk modern akıl ve ruh sağlığı kurumu.
Üsküdar'daki "Toptaşı Bimarhanesi"nin (Akıl hastanesi) ihtiyaca cevap verememesi ve ölüm olaylarının artması üzerine 1924 yılında Mazhar Osman'ın girişimiyle bimarhanenin taşınmasına karar verildi. Bakırköy'deki Reşadiye kışlası hastane binasına dönüştürülerek 15 Ekim 1924[1] tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi adıyla hizmet vermeye başladı. Psikoloji ve Nöroloji dallarında klinikler açıldı.

Hastane ilk kurulduğu yıllarda toplumun hastaneye bakış açısını değiştirmek adına "Deli değil ruh hastası", "Tımarhane değil akıl hastanesi" gibi sloganlarla basın kampanyası başlattı.[2]

1960'lı yıllarda başhekim Faruk Bayülkem'in girişimleriyle hastaların topluma yeniden kazandırılması hedefiyle toplum temelli psikiyatrik rehabilitasyon uygulamaları başladı. Hastaların topluma yeniden adapte olmaları için çalışıldı.

Ancak zamanla hastane yakın bölgede başka hastane açılmamasından dolayı ihtiyaca cevap veremez oldu. Hasta sayısının artması, tedavi tekniklerinin dünya uygulamalarının gerisinde kalması gibi nedenlerle kamuoyunda hastane hakkında olumsuz yargılar oluştu.

1979 yılında Yıldırım Aktuna'nın başhekim olmasıyla yeni ek binalar yapıldı, personel sayıları artırıldı ve yeni klinikler açıldı. Bu iyileştirme çalışmaları sırasında ismi kısaca AMATEM olan Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı kliniği de açıldı.

1992'de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Araştırma ve İleri Eğitim Merkezi (BARİLEM) kurularak araştırma ağırlıklı çalışan grupların oluşumu sağlandı, veritabanlarına ulaşım kolaylaştırıldı, araştırma kültürü geliştirildi. Şizofreni, bipolar bozukluk, evrimsel psikiyatri, psikofarmakoloji, toplum psikiyatrisi, genetik grupları kendi alanlarında birçok çalışmayı tamamladı. BARİLEM eğitim hastaneleri içinde kurulmuş ilk ve tek araştırma merkezi olma özelliğini halen korumaktadır.

Hastanenin bilimsel amaçlı Düşünen Adam ve RHCP olmak üzere iki, nörofelsefe içerikli de Nefes adıyla bir dergisi bulunmaktadır. Tahir Musa Ceylan'ın "Bir Zamanlar Bakırköy" adlı romanı hayali karakterler üzerinden hastanenin atmosferini yansıtır.[3]
1914 yılında hastane yapısı içerisine inşa edilen saat kulesi zamanla önemini kaybetmiş ve bakımsız kalmıştır.[4] 1990'lı yıllarda Şule Gürbüz ve Recep Gürgen tarafından saatinin onarılıp kulenin yeniden işlev görür hale getirilmesi konusunda çalışma yapılmış olsa da bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Saati Reşadiye Kışlası'na kaldırılan kulenin kendisi de 1999 Gölcük depremi ile toprak altında kalmıştır.[5]

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye'nin ilk modern akıl ve ruh sağlığı kurumu.
Üsküdar'daki "Toptaşı Bimarhanesi"nin (Akıl hastanesi) ihtiyaca cevap verememesi ve ölüm olaylarının artması üzerine 1924 yılında Mazhar Osman'ın girişimiyle bimarhanenin taşınmasına karar verildi. Bakırköy'deki Reşadiye kışlası hastane binasına dönüştürülerek 15 Ekim 1924[1] tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi adıyla hizmet vermeye başladı. Psikoloji ve Nöroloji dallarında klinikler açıldı.
Hastane ilk kurulduğu yıllarda toplumun hastaneye bakış açısını değiştirmek adına "Deli değil ruh hastası", "Tımarhane değil akıl hastanesi" gibi sloganlarla basın kampanyası başlattı.[2]
1960'lı yıllarda başhekim Faruk Bayülkem'in girişimleriyle hastaların topluma yeniden kazandırılması hedefiyle toplum temelli psikiyatrik rehabilitasyon uygulamaları başladı. Hastaların topluma yeniden adapte olmaları için çalışıldı.
Ancak zamanla hastane yakın bölgede başka hastane açılmamasından dolayı ihtiyaca cevap veremez oldu. Hasta sayısının artması, tedavi tekniklerinin dünya uygulamalarının gerisinde kalması gibi nedenlerle kamuoyunda hastane hakkında olumsuz yargılar oluştu.
1979 yılında Yıldırım Aktuna'nın başhekim olmasıyla yeni ek binalar yapıldı, personel sayıları artırıldı ve yeni klinikler açıldı. Bu iyileştirme çalışmaları sırasında ismi kısaca AMATEM olan Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı kliniği de açıldı.
1992'de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Araştırma ve İleri Eğitim Merkezi (BARİLEM) kurularak araştırma ağırlıklı çalışan grupların oluşumu sağlandı, veritabanlarına ulaşım kolaylaştırıldı, araştırma kültürü geliştirildi. Şizofreni, bipolar bozukluk, evrimsel psikiyatri, psikofarmakoloji, toplum psikiyatrisi, genetik grupları kendi alanlarında birçok çalışmayı tamamladı. BARİLEM eğitim hastaneleri içinde kurulmuş ilk ve tek araştırma merkezi olma özelliğini halen korumaktadır.
Hastanenin bilimsel amaçlı Düşünen Adam ve RHCP olmak üzere iki, nörofelsefe içerikli de Nefes adıyla bir dergisi bulunmaktadır. Tahir Musa Ceylan'ın "Bir Zamanlar Bakırköy" adlı romanı hayali karakterler üzerinden hastanenin atmosferini yansıtır.[3]
1914 yılında hastane yapısı içerisine inşa edilen saat kulesi zamanla önemini kaybetmiş ve bakımsız kalmıştır.[4] 1990'lı yıllarda Şule Gürbüz ve Recep Gürgen tarafından saatinin onarılıp kulenin yeniden işlev görür hale getirilmesi konusunda çalışma yapılmış olsa da bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Saati Reşadiye Kışlası'na kaldırılan kulenin kendisi de 1999 Gölcük depremi ile toprak altında kalmıştır.[5]
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yapılan yorumlarda tüm kullancılar yaptıkları yorum ve paylaşımlardan sorumlu tutulur.Herhangi bir suç teşkil edebilecek yazı veya yorumlarda kişi kendisi sorumlu olmaktadır.