Narmanlı Han'a neler oluyor?

Bir zamanlar İstiklal Caddesi’nin en eski binalarından, tabiri yerindeyse Türkiye’nin içinden sanat ve kedi geçmiş müstesna mekanlarından biri olan Narmanlı Han, artık yıkılıp yeniden yapılıyor.

Narmanlı Han'a neler oluyor?
Bir zamanlar  İstiklal Caddesi’nin en eski binalarından, tabiri yerindeyse Türkiye’nin içinden sanat ve kedi geçmiş müstesna mekanlarından biri olan Narmanlı Han, artık yıkılıp yeniden yapılıyor.
Kimine göre bu toptan bir yıkım, kimine göre restorasyon. Fakat adına ne denirse densin, Narmanlı Han önce adım adım yalnızlaştırıldı, sonra da bu yeniden yapımın adımları atıldı. Geçmişiyle bağı ise ancak anılarla sağlam tutulmaya çalışıldı.
O anılardan biri ise, Türkiye tiyatrosunun öncüsü Haldun Taner’indir ve Narmanlı Han’ın ev sahipliği yaptığı Türkiye edebiyatının usta romancısı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın oradaki yaşamını anlatmaktadır.
1980 yılında Milliyet Sanat’ta yazdığı yazıda, Tanpınar’ın Narmanlı Han’ını şöyle anlatır:
“Narmanlı Yurdu’ndaki bahçeyi çevreleyen binalardan sağ taraf, ailelere kiraya verilmiş dairelerden oluşurdu. Öbür taraflar ve caddeye bakan odalar bir iş hanı olmaya başlamıştı. O [A. Hamdi Tanpınar] eski levanten Pera’nın bu güngörmüş binasında kendine göre muhakkak bir çekicilik bulmuş olmalıdır. Uzun zaman burada bir küçük dairede oturdu. Burada en sevdiği şey ortasında çiçek tarhları bulunan ve ilkbaharda mor salkımları ile doğayı şehrin ta göbeğine getiren bahçe idi.”
İstanbul Üniversitesi’nde çalışan Tatyana Moran da “Dün, Bugün” isimli kitabında Tanpınar’ın Narmanlı’ya taşınmasına vesile oluşunu ve oradaki atmosferi şöyle anlatıyor:
“Ankara'dan döndükten sonra Hamdi profesör olarak edebiyat fakültesine girdi. Aynı zamanda da güzel sanatlarda ders veriyordu. Mali durumu düzelmişti. Bana artık ablasının evinden ayrılıp taşınmak istediğini söyledi. Aklıma derhal bizim Narmanlı Yurdu'nda giriş katında küçük bir daire geldi; bir büyük oda, mutfak ve banyodan ibaretti. Ucuza da vereceklerdi. Teklif ettim. Hamdi çok sevindi. Derhal tuttu ve taşındı. Perde olarak gazeteler yapıştırdı. Bir iki tabak, bardak satın alındı.
“(...) Bu daire her akşam dolup taşıyordu; Bedri Rahmi, karısı, kız kardeşi Mualla… Sabahattin Eyüboğlu, ressam Zeki Faik İzer, Mehmet Ali Cimcoz ve karısı Adalet… Türküler söylenir, yenilip içilirdi.”
Narmanlı Han yıllar içinde büyük bir değişim geçirse de Haldun Taner’in ve Tatyana Moran’ın bu yazıları yazmasından onlarca yıl sonra gidenler için değişmeyen birkaç şeyden biri belki de bu mor salkımlardı.
Rus Konsolosluğu’ndan sanat çevrelerine Narmanlı
Hiç yolu düşmeyenler için söylemek gerekirse, Narmanlı Han, İstiklal Caddesi’nin bitmeyen ve dinmeyen karmaşası, gürültüsü içinde bir vaha.
Aylardan baharsa, girişte sağda sizi Taner’in bahsettiği mor salkımlar karşılar. Yıkık demir kapısının bile karşı koyamadığı terk edilmişliğe inat, nadide bir avludaki kediler hafif bir beklentiyle size doğru bakıp, biraz gerinir.
Narmanlı Han, eski adıyla Narmanlı Yurdu yaklaşık 180 yıl öncesinden bugünlere uzanan yolculuğuna Rus konsolosluğu olarak başladı. En son kedilerin terk ettiği, yıkık bir bina olarak sonlandırdı.
Image copyrightBEYOGLU KENT SAVUNMASI
İstanbul’un merkezi İstiklal Caddesi, eski adıyla Pera’yı Taksim meydanından başlayarak kat ettiyseniz ve eğer caddenin sonuna, Tünel’e vardıysanız ve eğer kafanızı sağa çevirip bir ara binalara baktıysanız, Narmanlı Han’ı görmüş olmalısınız.
Peki Narmanlı’yı önemli yapan şey neydi? İçinden kimler geçti? Nelere şahitlik etti?
Dünyanın en uzun süredir yayın yapan Ermenice gazetesi Jamanak’ın tarihinin yarısı burada geçmişti örneğin.
Huzur’un, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün yazarı romancı Ahmet Hamdi Tanpınar, ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, seramik sanatçısı Füreya Koral, Osmanlı dönemi ressamlarından Hoca Ali Rıza’nın torunu burada yaşamıştı. Ve elbette Narmanlı’yı Narmanlı yapan kedileri besleyen Meral Hanım ve büyük ablası da.
Kedileri besleyen Sarkis Koçunyan
Image copyrightARA GULER
Image caption
Jamanak gazetesinin eski ve rahmetli genel yayın yönetmeni Ara Koçunyan'ın Narmanlı Han'daki çalışma masasının önündeki fotoğrafını Kredi: Ara Güler
Jamanak gazetesinin bugünkü Genel Yayın Yönetmeni Ara Koçunyan henüz ilkokulda öğrenciyken, ismini taşıdığı dedesi ile hatırlıyor Narmanlı Han’ı.
Gazetenin buradaki bürosunda dedesinin yazı masasının kenarında oturması, Han’da komşu olanların orta bahçede sohbetleri, o zamanki komşuların eski komşular hakkındaki konuşmaları ve Narmanlı Han’ın gittikçe kötüleşen fiziki durumu Ara Koçunyan’ın ilk hatırladıkları oluyor.
Bir ara binanın durumu o kadar kötüleşmiş ki, yağmur yağarsa diye akşamları çıkarken gazetenin basıldığı bölümdeki makinaları naylon ile örterek çıkmak zorunda kalmışlar.
Artık eski Tatavla’ya taşınan Jamanak gazetesinde konuştuğum Koçunyan, belki de pek fazla kimsenin bilmediği bir şeyi açıklıyor Narmanlı Han ve onun kedileriyle ilgili:
Buradan taşındıktan yıllar sonra bile babası Sarkis Koçunyan’ın uzun yıllar o kedileri nasıl beslediğini...
“Bir komşumuz vardı rahmetli Meral Hanım. İki evlenmemiş kız kardeştiler. Büyük abla vefat etti. Meral Hanım kedileri beslerdi, onlarla konuşurdu. Pek çok insan yerine göre yadırgardı. Meral Hanım da vefat ettikten sonra babam devraldı o işi. Oradan taşınmış olmamıza rağmen yıllarca oraya gidip gelerek kedileri besledi.”
Image copyrightRENGIN ARSLAN
Image caption
Jamanak Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni, dedesi ile aynı ismi taşıyan Ara Koçunyan gazeteyi artık eski adıyla Tatavla'da çıkarmaya devam ediyor.
Koçunyan’ın anıları arasında Anadolu’nun bir kentinden göçen sağır ve dilsiz bir Ermeni çaycı da var. Narmanlı’nın o zaman iki adet olan çay ocağından birini işleten bu kişi ile anlaşmanın zorluklarını ama buna rağmen oradaki esnaf ve eşrafın nasıl incelikli olduğunu aktarıyor Koçunyan.
Efsanevi yaşanmışlıkların mekanı Narmanlı
Image copyrightRENGIN ARSLAN
Image caption
Sahaf Nedret İşli, 1980'li yılların başında geldiği Beyoğlu'ndaki değişimin en yakın tanıklarından.
İstiklal Caddesi’ne kendince geç vakit taşınmasına rağmen, buranın tarihini en iyi bilenlerden biri olan sahaf Nedret İşli ise “Bence Narmanlı’nın önemi oranın efsanevi tarzda anlatılan yaşanmışlıklar. Binanın mimarisinden çok, içindeki yaşanılırlık cazip ve özel. Füreyaların, Tanpınarların orada yaşamış olması, oradaki atölyelerin olması, kıyıda kenarda kalmış, isimsiz kahramanlarının olması onu özel yapıyor. Bir de Beyoğlu’nun mekanı içinde bahçesi olan bir bu Hacca Pulo pasajı bir de Narmanlı vardır. Dolayısıyla bu havası da çok güzel” diye anlatıyor.
Nedret İşli ayrıca bundan yaklaşık beş yıl önce bir mülk sahibinin izniyle buraya girdiğini ve burada Han’ın ilk sahipleri Narmanlıların yaptığı işlere dair pek çok belge bulduğunu aktarıyor.
Image copyrightRENGIN ARSLAN
Image caption
Sahaf Nedret İşli'nin Narmanlı Han'ın yıkıntıları arasında bulduğu, Han'ın sahibi Avni Narmanlı'ya yazılmış bir mektup.
Gidenin yerinin dolmadığı yıllar
İşli, “Narmanlı Han’da şu an ne yaptıklarını bilmiyorum ama içinde eski eser, eşya, kitap, belge, her türlü şey olabilir. Bir çatı arasında Narmanlı ailesinin kullanmış olduğu eski belgeler, faturalar, muhasebe kayıtları, firmalara kesmiş oldukları faturalar, makbuz koçanları, posta damgaları gibi yüzlerce şey vardı. Çok ciddi muhasebe kayıtları vardı ki. O dönem ticaretiyle ilgili çok enteresan çok özel istatistiki bilgiler de verebilecek kayıtlar da vardı” diyor.
İşli bir dönem bu kayıtların bir bankanın iktisat çalışmaları merkezine verilmesi için çaba harcamış ancak bu konuda bir yanıt alamayınca bu çabanın sonunu getirememiş.
Narmanlı Han ile ilgili sonu gelmeyen çaba bir tek bu olmadı elbette. Beyoğlu Kent Savunması etrafında toplanan savunucuların Narmanlı Han’ın tümüyle kamulaştırılması talebi karşılık bulmadı ve binanın restorasyonuna başlandı.
Yıllarca kiracısız ve aslında büyük oranda sahipsiz kalan ve Ara Koçunyan’ın “kimseye çık denmiyordu ama yeni kiracı da alınmıyordu” diye hatırladığı günlerin bugüne taşıdığı Narmanlı Han artık yeni bir mekana dönüşecek.
Bu günler Narmanlı Han’ını nasıl bir yer haline getirir bilinmez ancak sayısız anıya ev sahipliği yapan ve Türkiye’nin sanat ve kültür hayatının bir parçası olan bu Han, en azından hakkında anlatılanlar ve unutulmayan anılarla eski günlerini yaşamaya devam ediyor.

Kaynak : BBC Türkçe

Narmanlı Han ya da Narmanlı Yurdu, İstanbul Beyoğlu'nda yer alan tarihi bir bina.


1831 yılında inşa edilmiş olan bina, 1880 yılına kadar Rusya Büyükelçiliği ve ardından 1914'e dek Rus hapishanesi olarak kullanılmış, daha sonra Narmanlı ailesinin mülkü olmuştur. Sonraki yıllarda stüdyo ve konut olarak kullanılan ve o yıllarda Narmanlı Yurdu olarak anılan binada Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bedri Rahmi Eyüboğlu başta olmak üzere birçok yazar, sanatçı yaşamış ve çalışmışlardır. Beş ressam tarafından kurulan D Grubu ilk sergisini 1933 yılında Narmanlı Yurdu'nun altındaki Mimoza şapkacısında açmıştır.

Türkiye Ermeni basınının önemli yayın organlarından Jamanak'ın merkezi uzun süre burada bulunmuştur.

Günümüzde binada sadece bir noter ofisi bulunmaktadır. 1990'ların başından bu yana Narmanlı Han'ın otele dönüştürülmesi için projeler yapılsa da, 11 mal sahibi arasında bir anlaşmaya henüz ulaşılamamıştır. 
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yapılan yorumlarda tüm kullancılar yaptıkları yorum ve paylaşımlardan sorumlu tutulur.Herhangi bir suç teşkil edebilecek yazı veya yorumlarda kişi kendisi sorumlu olmaktadır.