Kemoterapi ve Bağışıklık Yetmezliği

Kemoterapi ve Bağışıklık Yetmezliği Nedir?

Kemoterapi ve Bağışıklık Yetmezliği

Kemoterapi ilaçları hızlı bölünen hücreleri öldürerek görev yapmaktadırlar. Fakat bu ilaçlar kanser hücrelerinin yanı sıra kan hücreleri, vücuttaki kemik iliği, saç ve epitel hücreleri gibi hızlı bölünen hücreleri de etkileyebilmektedir.

Kanser hücreleri kendilerini uygun olarak yenileyemedikleri için yok olmaktadırlar. Vücuttaki normal hücreler ise ilaçların etkileri ortadan kalktıktan sonra meydana gelmiş olan hasarı tamir edebilmektedirler. Bununla beraber zarar görmüş olan sinir hücreleri gibi hücreler kendilerini yenileyememektedirler.

Kemoterapi ilaçları kemik iliğine zarar verebilmektedir. Bunun sonucunda kemik iliği yeterli sayıda kırmızı kan hücresi, beyaz kan hücresi ve pıhtılaşmayı sağlayan trombositleri üretememektedir. Beyaz kan hücrelerinin (lökositler) sayısının azalmasıyla vücut enfeksiyona daha açık hale gelmektedir.

Birçok kemoterapi ilacının bağışıklık sistemi üzerine etkisi olmasına rağmen, bu etkinin derecesini aşağıdaki faktörler belirlemektedir.

  • Hangi ilaçların hangi kombinasyonlarla alındığı. Aynı anda çok sayıda ilaç alınması bağışık sistemini daha çok etkilemektedir.

  • İlaçların hangi miktarda ve hangi sıklıkta verildiği (dozu),

  • İlaç tedavisinin süresi

  • Yaş ve genel sağlık durumu

  • Sahip olunan diğer tıbbı sorunlar

Farklı kemoterapi türlerinin bağışıklık sistemini farklı şekillerde etkileyebileceği ve tedavilere bireysel yanıtın değişiklik gösterebileceği akılda tutulmalıdır.

Kemoterapi tedavisi esnasında kan hücresi sayısının izlenmesi amacıyla kan testleri yapılmaktadır. Eğer kan hücrelerinin sayısı normalden azsa birey enfeksiyona daha açık haldedir. Tedavi boyunca periyodik olarak kan değerleri ölçülmelidir.

Özellikle, bakteri ve mantar enfeksiyonlara ilk yanıt veren beyaz kan hücresi tipi olan nötrofil sayısı önemlidir. Genellikle, nötrofil seviyeleri kemoterapi tedavisi başladıktan bir hafta sonra düşmeye başlar; yaklaşık bir hafta sonra en düşük seviyeler düşer. Bundan sonra tedavinin tekrarlanmasına kadar olan sürede yavaşça artmaya başlar.

Normalde nötrofil sayısı 2,500-6,000 arasındadır. Eğer bu değerlerin, özellikle 1000’in altındaysa enfeksiyon riski artmıştır. Eğer nötrofil sayısı 500’ün altındaysa bu duruma nötropeni adı verilmektedir ve bu durum ciddi enfeksiyon riskini önemli oranda arttırmaktadır.

Beyaz kan hücrelerinin (lökosit) sayısı düşük olduğu zaman en küçük enfeksiyonlar bile hayatı tehdit edici hale gelebilmektedir. Aşağıdaki semptomların mevcudiyetinde enfeksiyondan şüphelenilmelidir.

  • 38.3 0C ve üstündeki ateş, veya bir saatten uzun süren 38 0C ve üzerinde ateş

  • Terleme ve titreme

  • Yara yerinin veya intravenöz kateterin giriş yerinin etrafında kızarıklık ve şişlik

  • Ciddi boğaz ağrısı ve öksürük

  • Nefes darlığı

  • Karın ağrısı

  • İdrar yaparken yanma hissi

  • Anormal vajinal akıntı veya kaşıntı

Eğer nötrofil sayısı tedavi arası dönemlerde yeteri kadar artmıyorsa veya nötropeni gelişmişse;

  • Bir sonraki tedavi ertelenebilir veya doz azaltılabilir

  • Enfeksiyondan korunmak amacıyla tedaviyle birlikte antibiyotikler verilebilir.

Eğer nötropeniye eşlik eden ateş varsa beyaz hücre sayısının artmasını sağlayan koloni-uyarıcı faktörler (colony-stimulating factors, CSFs) kemoterapi ilaçlarıyla birlikte verilebilir.

Kemoterapi esnasında enfeksiyon riskini arttırabilecek davranışlardan kaçınılmalıdır. Bunun için;

  • Temizliğe özen gösterilmeli

  • Eller sık sık yıkanmalı

  • Kesikler ve çizikler anında temizlenilmeli

  • Kalabalıktan ve hasta insanlardan uzak durulmalıdır.

Anahtar Kelimeler:
KemoterapiNötrofil
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Yapılan yorumlarda tüm kullancılar yaptıkları yorum ve paylaşımlardan sorumlu tutulur.Herhangi bir suç teşkil edebilecek yazı veya yorumlarda kişi kendisi sorumlu olmaktadır.