X
Manolyalar uyanıyor

Manolyalar uyanıyor

ABONE OL
Mart 15, 2021 01:17
Manolyalar uyanıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

bir zamanlar ufak bir balıkçı köyü olan semtin tarihi Hıristiyanlık öncesi döneme değin uzanıyor. Bilinen birincil adı, ‘Skallai ’ yani ‘İskeleler ’ kelimesinden türemiş olan ‘Hallai ’. Bugünkü ismi kimilerine kadar “Bebek dek güzel” benzetmesinden, kimilerine göreyse fetihten sonra bu bölgeyi kontrol eden Bölükbaşı Mustafa Çelebi ’nin yakışıklılığından nedeniyle verilen ‘Bebek Çelebi ’ lakabından geliyor.

Semt, 18 ’inci yüzyılda Sultan III. Ahmet ’in burada Hümayunu Abad Sarayı ’nı yapı ettirmesiyle tartı kazanmaya başlamış. Başlıca yazlık bir mahalle olarak kullanılan Bebek, 19 ’uncu asır ortalarında vapur ve tramvay seferlerinin başlamasıyla kesintisiz ikamet edilen bir yer olmuş.

Semtin en güzel yapısı olan Darı Konsolosluğu ’nun uygun çok eskiden Sultan I. Abdülhamit ’in şeyhülislamlarından Dürrizade Esseyyid Mehmed Ataullah Efendi ’nin yalısıymış. Ataullah Efendi ’nin ölümünden sonradan yalı Sadrazam Mehmed Belirlenmiş Rauf Paşa ’ya, ardından da Sadrazam Âli Paşa ’ya geçmiş.

Paşanın 1871 ’de yalısında ölümünden sonra Sultan II. Abdülhamit burayı satın alıp son Darı Hıdivi Abbas Hilmi Paşa ’nın annesi ve eski Hıdiv Tevfik Paşa ’nın eşi Hıdiva Emine ’ye hediye etmiş. Art nouveau üslubundaki bina 1902 ’de üretilmiş. Adı Hıdiva Sarayı olarak da geçiyor. Hıdiv, 1914 ’te İngilizler kadar görevden alınana kadar burayı yazlık olarak kullanmış. Emine Hanım binayı büyükelçilik olarak kullanılması koşuluyla Mısır Devleti ’ne vermiş. Yapı, 2010 ’da tekrar aşağıda, fazla başarılı bir şekilde restore edildi.

Manolyalar uyanıyor

Dev çınarların altında…

Mısır Konsolosluğu ’nun anında yanında dev çınar ağaçlarının gölgesindeki Bebek Türkan Sabancı Parkı keza semt sakinlerinin ayrıca de İstanbulluların buluşma noktası. Sanırım bununla beraber şehrin en sosyetik parkı. Parkın kalabalığından kaçmak isterseniz sahil yolundan neşe saçan bir yürüyüşle hem Arnavutköy ’e ayrıca de Rumeli Hisarı ’na gidebilirsiniz.

Parkın yanına sahildeki minik caminin adı Bebek Camisi olarak bilinir. Ama bir zamanlar Hümayunu Abad Sarayı ’nın olduğu yerin yanına yapıldığı için belli başlı adı Hümayunu Abad Camisi. I. Milli Mimari Akımı ’nın önde gelen temsilcilerinden Kemaleddin Bey ’in alışılmış üslupla yapı ettiği yapının çağdaş tarza göz kırpan tek öğesi sivri kavisli pencereleri. Bebek birçok popüler yeme-içme mekânına ev sahipliği yapıyor fakat caminin yandaki Bebek Kahve ’nin yeri diğer. Bütün parıltılı mekânlar arasında banal görünmesine aldanmayın, burası semtin en favori mekânı! Geçmişi günümüze taşıyan bu yerde görünmekse büyük prestij.

Manolyalar uyanıyor

Sahilden yamaçlara doğru yükselen semtin sokakları da en düşük sahili kadar hoş. Mektep Sokağı ’ndaki Lazarist Sacre Coeur (Tanrısal Yürek) Kilisesi, 1908 ’de bir mektep ve yetimhaneyle beraber bir karmaşık olarak üretilmiş. Okul çoktan kapanmış. 1856 ’da yapı edilen Eski Fransız Yetimhanesi, Karaköy ’deki Saint Benoit Lisesi göre yazlık mektep olarak kullanılmış.

Bebek ’cilt Etiler ’e çıkarken Tevfik Fikret İlköğretim Okulu ’nun aleyhinde, sol kolda 1830 ’da yapılan Ayios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi ’ni bakmak muhtemel. İnşirah Sokak ’taki kilise bakımlı bir avluyla çevrelenmiş ve dikdörtgen bir planı var, çan kulesi 1962 ’de eklenmiş. Cemaati şimdiden yitip gitmiş.

Kilisenin sokağından devam edin. Karşınıza İstanbul ’da günümüze ulaşan en eski ve en geniş ahşap konak çıkacak: Ermeni Kavafyan Konağı. 1751 ’de yapı edilen inşa 267 yıldır ayakta. Odaların ortadaki sofaya açıldığı klasik konak türünden yapılan binadaki görünüm betimlemeli bir takım tavan ve duvar süslemeleri hâlâ duruyormuş fakat görmek muhtemel yok çünkü 1998 ’e kadar Kavafyan ailesinin üyelerinin oturduğu evin kapısına çoktan kilit vurulmuş. Vakıflar Genel Müdürlüğü göre projeleri hazırlanan konağın restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Lale Devri ’ne ait böylesine önemli bir kültür varlığına müze işlevi kazandırılması en büyük dileğim. Bebek ’deri Rumeli Hisarı ’na dürüst yürürseniz önce Ayşe Sultan, sonradan da Arifi Paşa korularını geçeceksiniz, arkasından da karşınıza 17 ’nci yüzyıldan kalma, İstanbul ’daki nadir ahşap mescitlerden Kayalar Mescidi çıkacak.

Mescidin yanında, 18 ’inci yüzyılda yapı edilen Yılanlı Yalı ’yı göreceksiniz. İsmi kendi dek hoş yok lakin mecburiyetten verilmiş. II. Mahmut, Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Mustafa Efendi ’nin yalısını böylece beğenmiş ve konuyu müşterek dostları Said Efendi ’ye açmış. Said Efendi arkadaşını ve yalısını korumak için yalının yılanlı olduğunu uydurmuş. Padişahın yalıyı almasını önlemiş fakat yalının adı da ‘Yılanlı Yalı ’ olarak kalmış. 1964 ’te meydana çıkan şaibeli bir yangınla en ince ayrıntısına kadar yanmış. 1989 ’da mirasçısından satın alınan yalının bir kısmı aslına uygun bir şekilde restore edildi.

sizlere ozgurhaberci.com farkıyla sunulmuştur

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.