Mobil yaşayanlar İlk başlarda sokakta yatar gibi hissediyordum

Mobil yaşayanlar: ‘İlk başlarda sokakta yatar gibi hissediyordum’

ABONE OL
Haziran 6, 2021 08:40
Mobil yaşayanlar İlk başlarda sokakta yatar gibi hissediyordum
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karavan neredeyse hepimizin hayallerinin bir köşesinde yer alıyor, yok mi? Kimimiz onunla tatil gerçekleştirmek istiyor, kimimiz ise “Keşke karavanda yaşasam, dilediğim yer benim evim olsa” diyor. Bu neşeli araç birçok insana özgürlüğü çağrıştırıyor…

Ama gezmenin ötesinde tamamen karavanda yaşamayı seçim edenlerin sayısı ise son yıllarda bir hayli arttı ve her geçen gün artmaya da devam ediyor. Hayallerini yapmak isteyenlerin yanı sıra ekonomik şartlar da ara sıra insanları bu hayat tarzını seçim etmeye itebiliyor.

‘Mobil yaşam ’ olarak adlandırılan bu yaşam türünden karavanın yanı sıra otobüs veya minibüsler de eve dönüştürülebiliyor. Dıştan fazla neşe saçan, eğlenceli ve rahatlık batmış görünen, herkesi kıskandıran bu mobil hayatları kişisel olarak birinci ağızlardan dinleyelim mi?

Onlar evlerini bırakıp karavana yerleştiler, özgürlüğün tadını doyasıya çıkarıyorlar… İşte Türkiye ’den karavan hikayeleri…

class=’cf’>

‘İLK BAŞLARDA SOKAKTA YATIYOR GİBİ HİSSEDİYORDUM ’

TAYLAN ERLER/OYUNCU

1986 yılından bu yanlamasına tiyatro sahnesinde ve ekranlarda izlediğimiz ressam oyuncu Taylan Erler, takriben 8 yıldır karavanda yaşıyor. Karavanda yaşamanın gerçekte hep gerçek dışı olduğunu lakin bu hayat şekline geçişinin hesaplı sebeplerle başladığından bahseden Erler, hikayesini şöyle anlatıyor:

“Kiralık bir dairede yaşıyordum, konut sahibim ciddi bir zam yaptı. Zam oranı çok pozitif geldi ve evden çıkmak istedim. Karavan daima hayalimdi lakin cebimdeki para karavan almaya yeterli değildi. Kredi çekebilir miyim onu da bilmiyordum. Nasıl yapsam diye düşünürken çok yerinde fiyata bir karavan buldum. Bulduğum karavanın durumu fazla kötüydü fakat elde etmek zorundaydım. Çünkü bir daha kiraya geçemeyecektim, tiyatrodan para kazanamadığımız için fazla zor olacaktı. Karavanı şansıma çok düşük bir meblağa aldım. Daha Sonra onu elimden geldiğince yavaşça toparlamaya çalıştım.”

Mobil yaşayanlar: İlk başlarda sokakta yatar gibi hissediyordum

Oyuncu, minimal yaşamı fazla sevmesine rağmen karavanda yaşamaya başladığında birincil zamanlar önemli zorluklar yaşadığını söylüyor. “12 metrekarelik bir alanda yaşam aslında zordu. Karavanı aldığımın ilk üç dört günü uyuyamadım, çok ciddi ağrılarım başladı. Doktorum “Uyu” diyordu fakat karavandayken sokakta yatar gibi hissediyordum ve uyuyamıyordum” diyen Taylan Erler, “Lakin o zorlukların tümü geçip gidiyor. Derhal bir bakıyorum 7,5 sene olmuş” diyor.

class=’cf’>

Erler, karavanda yaşamanın artı ve eksilerini ise, “En büyük artısı fazla neşe saçan olması. Kamp yapıyorsunuz, geziyorsunuz, eviniz hep yanınızda. Karavanda yaşarken tabi karavandaki komşunuzdan memnun değilseniz evinizi istediğiniz diğer yere taşıyabilirsiniz, daire yaşarken bu o kadar mümkün yok. Eksileri ise mesela tuvalet boşaltmak istemiyorum, çamaşır yıkayamıyorum, ütü yapamıyorum. Cümbür Cemaat karavanda yaşayamaz fakat bu deneyimi hayatınızın bir noktasında yaşamanızı öneriyorum” sözleriyle anlatıyor.

Karavan gerçek dışı olanlara da önerilerde yer alan oyuncu, “Satın elde etmek istiyorsanız alın, eğer yapamazsanız satarsınız mutlaka, endişe etmeyin. Lakin ben önce kiralamanızı söyleyebilirim. Birkaç hafta kiralayın, gezin, deneyin, tadını çıkarın. Olur Ya fazla seversiniz şayet de “Bana yerinde değil” dersiniz. Fakat şüphesiz denemelisiniz” diyor.

class=’cf’>

Karavanda yaşamla ilgili garip bir benzetme de yapan Taylan Erler, “Karavanda belediye başkanı sizsiniz. Bütün kanalizasyon işleri, su ve tesisat işleri, ayakların indirilmesi ve kaldırılması, arabanın dengeye alınması ve aklınıza gelebilecek her şeyden siz sorumlusunuz” ifadelerine yer veriyor ve ekliyor: “Ben karavanda yaşamaya başladıktan daha sonra fazla daha mutlu hissetmeye başladım. Fazla insan tanıdım, bundan fazla memnunum çünkü insanın insana ihtiyacı var.”

EVİNE HIRSIZ GİRDİ, ÖNCE İSTANBUL ’DAN SONRADAN DAİREDE YAŞAMAKTAN VAZGEÇTİ

class=’cf’>

SERDAR BİLAL/ESNAF

Serdar Bilal de karavan hayatını tercih edenlerden. Fakat bunu tek başına yok, eşi ve üç çocuğu ile beraber yapıyor. Motosiklet, tekne tamir ve bakım işleriyle ilgilenen Bilal, İzmir Dikili ’deki atölyesinde kişiye özel karavanlar da tasarlıyor.

Serdar Bey ve ailesinin karavanda yaşama hikayesinin başlangıcı ise epeyce acayip. “İstanbul ’da yaşadığımız eve hırsız girdi. Bu durum, İstanbul ’dan hızlıca vazgeçmemize niçin oldu” diyen Serdar Bilal, “Zaten her zaman gezmeyi harika seven bir aile olduk, karavanda yaşama kararını bu şekilde verdik. Ben babadan karavancıyım. Küçükken ailemle daima karavan yolculuğu yapardık. Bu yüzden eşim ile çocuk kararı aldığımızda anında bir karavan sahibi olduk. 2014 yılından beri de karavanımız bizimle” biçiminde anlatıyor.

class=’cf’>

Şimdilerde 5 şahsiyet bir aile olduklarından, bu sebeple karavanın ev rahatlığında olması gerektiğinden bahseden Serdar Bilal, “Karavanımız evi aratmıyor. Geniş yüksek tavanlı, içinde kombi sistemi, şömine, 2 ton temiz su ve tembel su sistemi mevcut. Güneş panellerimiz tamamen şebekeye hiç gereksinim duymuyoruz” diyor.

“3 çocuk ile karavan hayatı zor yok mi?” diye sorduğumuz Serdar Bey, “Çocuklarla natürel ki fazla daha zorlama! Bilhassa 3 ufak çocukla daha güç. Lakin çocuklar doğada daha mutlu. Çocukları doğada ağırlamak, evde dört duvarda oyalamaktan fazla daha basit. Fakat çocuklu aileler için karavan seyahat açısından ayrıcalıklı, düzenleri hiç bozulmadan çocuklarla gezebiliyoruz” cevabını veriyor.

“Bu hayatın artıları; özgür, kira, doğalgaz, elektrik, su faturası derdi olmaması yani ev yaşamına tarafından daha hesaplı olması” diyen Serdar Bilal eksilerini ise şöyle anlatıyor: “Karavan alanları çok mevcut değil, her yerde su bulgu ihtimali değil. Alan küçük olduğu için fena havalarda çocuklarla zorlama olabiliyor gizli bölge.”

TEK İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY BİR ÖNCEKİNDEN DAHA HOŞ BAKIŞ…

BURÇAK- İBRAHİM YAKUT/ TİYATROCU 

Onlar son 10 yıldır sahne arkadaşı, son 5 yıldır da evli bir çift. Burçak, İstanbul Üniversitesi Felsefe lisansını bitirdikten sonradan tekrar aynı üniversitede Tiyatro bölümünü bitiriyor ve kariyerini oyunculuk üzerine şekillendiriyor. Eşi İbrahim de yazan, yönetmen ve eğitmen olarak çalışmalarına devam ediyor. Şu sıralar pandemi nedeniyle tiyatrolar kapalı olduğundan sosyal medya hesapları için tam zamanlı karavan yaşantılarını, başlarına gelenleri, seyahatlerinizi, memleketlerini ve tanıştıkları insanları anlattıkları içerikler üretiyorlar.

Onlar karavan yapmaya karar verdiklerinde pandemi diye bir şey yoktu. Yakut çifti karavan macerasına bakın nasıl başlamış.

“Dileğimiz karavana atlayıp şehirden firar etmek, şayet bir tiyatro oyunu yazmak, yeni halk tanıyıp sanatımızı beslemekti. İkimiz de çok uzun süredir bir tır ile köy köy dolaşarak hayatında hiç tiyatro izlememiş dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara tiyatroyu götürmek istiyorduk. Bu, maliyetli ve altından kalkamayacağımız bir hayal olduğu için sürekli erteleniyordu. Sonra bunu niçin karavanla yapmayalım ki diye düşündük. Bu sırada karavanın bitmesine yakın pandemi başladı ve bizim düş yine ertelendi. Yola düştüğümüzde de bir haftalık yolculuğumuz 10 aylık tam zamanlı bir karavan yaşamına dönüştü.”

Karavanın yapımını tiyatroda bir metnin ayağa kaldırılıp sahneye taşınmasına benzeten tiyatrocu çift, sanatsal dokunuşları ile şekillendirdikleri yeni yuvalarının yapında çok emek harcıyorlar. “Karavanımızı kendimiz tasarlayıp bir kaldırım kenarında ikimiz yaptık. Aracın dış boyası, teras yapımı gibi teçhizat gerektirecek işlerde profesyonel destek aldık. Fazla araştırdık, öğrendiğimizi uyguladık. Olmadı, söktük yeniden yaptık. Deneye yanıla fakat son kertede içimize fazla sinen, bizi yansıtan bir karavan çıktı ortaya. Elimizin emeği ile kendi evimizi yapı etmiş edinmek, görünmeyen hayallerin bedensel bir gerçekliğe dönüşmesi, bir şey üretiyor elde etmek bizim için paha biçilmez.” diyorlar.

Bu yaşam tarzının pozitif ve eksi yanlarının kişiden kişiye istikrarsızlık gösterdiğini düşünüyorlar. Karavanlarını konforu gözeterek, seyahati zehir etmeyecek şekilde tasarladıkları için seyahatleri sırasında sorun yaşamıyorlar.

“Dışardan bakıldığında konforsuz bir yaşam görülebiliyor çoğunlukla. O gizli alanda birbirinizden sıkılmıyor musunuz diyenler, duş sorun olmuyor mu diyenler, sıcaktan pişmiyor musunuz, soğuktan donmuyor musunuz diyenler var fakat cevabımız hayır” diyorlar net bir şekilde. “Mutfakta, duşta hatta karavanın dış duşunda sıcak suyumuz, ortopedik bir yatağımız, soğuk zamanlar için bir ısıtıcımız, içeride dans edebileceğimiz tatmin edici bir alanımız:) yıldızların altında uzanacağımız bir terasımız, fokurdayan bir demlik çayımız olduğu sürece mutluyuz. Daha fazlasına ihtiyacımız değil. Tek ihtiyacımız olan, bir öncekinden daha güzel gösterme” sözleri ile fazla hoş özetliyorlar karavandaki yaşantılarını ve onlara yaşattığı mutluluğu…

KARAVANCILIĞIN DEĞİL DE MİNİMALLİĞİN PEŞİNE DÜŞTÜK

ZEYNEP-HÜR KARAMAN/BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ 

19 senedir yazılım sektöründe çalışan iki bilgisayar mühendisi onlar. Kendi yapımı karavanlarında, 3 kişilik bütün zamanlı bir yaşam hikayesi yazıyorlar. Yola koyulduklarında odak noktaları bilhassa karavan değil, özgürlük, bağımlılıklarını minimuma indirgeyebilecekleri bir hayat hayaliydi. Hayallerinde yaşattıkları hayata geçebilmek için en süratli, pratik ve kendi yapabilecekleri yerinde araç olarak karavandı.

“Özgür aşkı bizde hep vardı, bunu nasıl yapacağımız konusunda kesintisiz bir araştırma içerisindeydik, önce yelkenlide yaşayabilir miyiz sorusuyla başladık, fikir olgunlaştıkça en önce ve en çabuk nasıl özgürleşebiliriz ’i düşündük, sonunda karavana yöneldik çarçabuk da hayata geçirdik.” diyor Karaman çifti. Doğrusu karavancılığın değil de minimalliğin peşine düşüp geri kalan yaşantılarında en sade, en huzurlu, en sakin ve en çok onların olan bir hayatları olsun istemişler.

Yeni evlerini yapı ederlerken çok pozitif araştırma yapıyorlar. Sıhhat ve güvenlik birincil öncelikleri olduğu için karavan üreticilerin yaptıklarına güvenmiyorlar. İstedikleri tarzda karavan yapacak birilerini bulamadıkları için karavanlarını kendileri dönüştürüyorlar. Önce nasıl bir karavan yerine getirmek istediklerine karar veriyorlar, yüzlerce defa tasarlayıp, çizip, değiştiriyorlar. Sonraki adımları ise çizdikleri planı uygulayabilecekleri arabulucu seçip an be an dönüştürmeye başladık oluyor. Elektrik sisteminden, su sistemine, içerisinde kullanılan ahşap malzemeden yalıtımına değin her adımı özel, her adımı derin araştırmalar sonucunda işlerine geldiği şekilde değil, olması gerektiği gibi yapıyorlar.

“Biz karavanımızı yapan üreticiler, araç yalıtımında inşaatlarda kullanılan köpük, sırça yünü, taş yünü gibi malzemeleri kullanıyorlardı. Ancak bu malzemeler değişmez sistemler için üretilen malzemeler, vasıta hareket halinde olduğu için bu stil malzemeler titreşimden dolayı tozarak yaşam alanınıza ulaşıyor ve siz onları soluyorsunuz fakat bu malzemeler kanserojen. Küçücük alanda aralıksız kanserojen malzemeyi soluduğunuzu düşünün! Biz tozmayan ve içeriğinde kanserojen araç gereç bulunmayan, ayrıca geri dönüştürülmüş materyallerden üretilenleri seçim ettik” sözleri ile yapım aşamasında ne dek titiz çalıştıklarını anlatıyorlar.

Türkiye ’de karavan içerisinde bu tuvaleti kullanan birincil karavancılardan olduklarını ve bu sistemin tanıtılmasında da büyük rollerinin olduğunu gösteren çift, teknelerde kullanılan atık sistemlerini kullanarak çevreye atıklarını bırakan bir sürü bilinçli veya bilinçsiz karavanın olduğunu, kendilerinin atık sistemlerini doğa dostu ve çevreye atık bırakmayacak şekilde yaptıklarını, kuru kompost tuvalet kullandıklarını özellikle belirtiyorlar.

“Türkiye ’de kuru kompost tuvalet kullanan az daha hiç karavan yok, maalesef karavan tuvalet atıkları kontrolsüzce, bencilce, düşüncesizce doğaya bırakılıyor. Hemen en azından bizden misal alarak yapılan karavanlar kolaya kaçılmazsa, doğa dostu çevreye atık bırakmayan sistemlerle gönül rahatlığıyla gezebilirler.”

“Karavanda yaşıyorsanız bağımlılıklarınız azalır, kendinize ve ailenize fazla daha pozitif zaman ayırabilirsiniz, daha az su kullanmayı ve su tasarrufu yapmayı öğrenirsiniz, sıkıldığınızda mekan değiştirebilirsiniz, bir yere bu arada valiz hazırlama zorunluluğunuz olmaz, seyahat esnasında düzeninizi değiştirmeniz gerekmez, en önemlisi de evinizin manzarasını bazen deniz, bazen orman, ara sıra de şehir olarak istediğiniz vakit değiştirebilirsiniz.”

Tabii bu avantajlarının yanında dezavantajları da değil yok…

Banyonuz küçük olduğu için kuytu banyo yapamazsınız, çamaşır yıkamak ara sıra sizi çileden çıkarabilir, mutfağınız küçük olduğu için kimseyi yemeğe misafir etme edemeyebilirsiniz, suyunuz bitebilir, bir takım şehirlerde otopark harici kalacak yer bulamayabilirsiniz, bekçiler-polisler gece siz uyurken camınıza hunharca vurup kimlik sorgulayabilir, yani başınıza her an her şey gelebilir. Özetle doğrusu daha eksik konfor, daha artı hayat.

sizlere ozgurhaberci.com farkıyla sunulmuştur

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.