Son dakika haberi Türkiyede bir ilk Tedavide kesin çözüm olacak

Son dakika haberi: Türkiye’de bir ilk! Tedavide kesin çözüm olacak…

ABONE OL
Haziran 4, 2021 08:51
Son dakika haberi Türkiyede bir ilk Tedavide kesin çözüm olacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye ’de her 100 gebelikten 2-3 ’ünde görülen “kan uyuşmazlığı”, özellikle ikinci gebelikten itibaren, bebeğin yaşamını korkutma ediyor. Anne olumsuz, baba artı kan grubu olduğunda, doğacak bebeğin kan grubu da pozitifse, fetüsten anneye geçen kan (alyuvarlar) sebebiyle, bir sonraki gebelikte de bebek fazla kan grubunda olursa, annenin bağışıklık sistemi fetüs ile savaşmaya başlıyor. Bu da düşüklere, ölü doğuma ya da bebeğin beyninde, yürek kaslarında hasarlara neden olabiliyor. Kan uyuşmazlığı riski yer alan tüm gebelere, bebekten anneye geçen kan miktarı ölçülmeden, rutin olarak birincil hamilelikte tek doz Anti D iğnesi yapılıyor. Oysa bu doz, defalarca yeterli gelmeyebiliyor.

Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Bayan Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ’ndan Doç. Dr. Mehmet Serdar Kütük ’ün danışmanlığında, tıp fakültesi 5 ’inci sınıf öğrencisi Ümmühan Zeynep Bilgili ’nin üzerinde çalıştığı TÜBİTAK destekli proje bir uçtan bir uca, Türkiye ’de öncelikle bebekten anneye geçen alyuvar miktarı tam olarak ölçüldü. Çalışmaya dahil edilen ve kan uyuşmazlığı teşhisi yer alan gebelerin yüzde 2 ’sinde, rutin olarak verilen Anti D dozunun yeterli olmadığı tespit edildi. Bu anne adaylarına ikinci doz iğneleri de yapılarak, sonraki gebeliklerinde yaşayacakları risklerin önüne geçildi. Stajyer Dr. Akıllı ’nin projesi, yaygın olarak kullanıma girdiğinde yetkisiz doz sebebiyle oluşacak tehlikeli gebeliklerin önüne geçilebilecek.

ABDli bilim insanları: Her yıl aşı gerekmeyebilir

ABD’li bilim insanları: Her sene aşı gerekmeyebilir

“RUTİN İLAÇ DOZU YETERLİ GELMEYEBİLİYOR”

class=’cf’>

Danışman hocası Doç. Dr. Kütük ile birlikte yürüttüğü araştırma projesi hakkında DHA’ya açıklamalarda bulunan stajyer Dr. Ümmühan Zeynep Bilgili, “Annelerin kan grubunun Rh negatif

bebeğin kan grubunun Rh fazla olduğu durumlarda, kan uyuşmazlığı dediğimiz olay ortaya çıkıyor. Bu, bebeğin sağlığını çok kötü etkileyebildiği gibi annenin sonraki gebeliklerini de tehlikeli ülkü getirebiliyor. Neyse oysa bunun için Rhogam adı verilen bir ilaç ile immünizasyonu yani annenin vücudunun tepki vermesini önleyip bu iki zararın ortadan kalkmasını sağlayabiliyoruz. Ama bir takım durumlarda bizim verdiğimiz ilaç dozu tatmin edici gelmiyor. bu nedenle de annenin bir dahaki gebeliğinde tekrar bu riskler ortaya çıkabiliyor. Biz bu çalışmamızda, bu miktarı ölçebilecek bir test yaptık ve bu testi kliniğimizde de uyguladık. Bahşedilen ilaç miktarının yetmediği durumlar var mı, bunları ortaya çıkarmaya çalıştık” dedi.

Son dakika haberi: Türkiyede bir ilk Tedavide kesin çözüm olacak...

class=’cf’>

“GÖZDEN KAÇIRILAN RİSKLERİ ÖNLEYECEĞİZ”

Proje ile kan uyuşmazlığının “gözden kaçırılan” risklerini önlemeyi amaçladıklarını kaydeden Bilgili, şu bilgileri verdi:

“Bu testi yapmanın pat diye fazla yöntemi var. Biz dünyada da uygulanan ilk yöntemi seçim ettik. Mikroskopla anneden bebeğe geçen alyuvar miktarını belirledik. Bu, daha manuel bir usul. Yani insan gücüne dayanıyor. Bu testi yapmanın öteki bir yolu da Flow Sitometri cihazıyla bu ölçümü gerçekleştirmek. Bunun metodunu oturtabilmek ve ülkemizde yaygınlaşabilmesi için de projemizle TÜBİTAK başvurusu yaptık. O desteği de henüz yeni aldık. İlk metot, yani mikroskop altında bebekten anneye geçen alyuvar miktarını ölçtüğümüz metodun ulaşılabilirliği daha fazla. Çünkü ihtiyacınız olan yalnızca birkaç damla kan, birkaç kimyasal madde ve mikroskop. Lakin bunun getirdiği zorlukların başında, insan gücüne fazla bağımlı olması ve her bir testin süre alması. En Ince Ayrıntısına Kadar yapan kişinin deneyimi ve vaktine yan. Flow Sitometri metodu ise daha otomatize. Bu cihaz çoğunlukla büyük hastanelerde olan ve diğer testler için kullanılan bir cihaz. Türkiye’de bu değin yaygın olarak kullanılan bir aygıt olduğu için biz de bu yöntemle bu testin yaygınlaşmasını istiyoruz. Çünkü işgücü sağlayamayacak, mikroskopta bu ölçümü yapacak tecrübesi olmayan ekiplerin olmadığı merkezlerde, bir çıkış yolu olacak.”

class=’cf’>

“ZEYNEP HER ŞEYİ KENDİ BAŞINA BAŞARDI”

Öğrencisinin projesine sosyal medyada övücü sözlerle takviye veren Doç. Dr. Mehmet Serdar Kütük ise bu övgünün nedenini şu cümlelerle anlattı: “Projenin okuma ve fizibilite çalışmaları esnasında, Türkiye ’de bu konuda veri alışverişi yapabileceğimiz herhangi bir akademisyen olmadığını fark ettik. Araştırma öğrencimiz Zeynep Bilgili, çoğu şeyi kendi imkanlarıyla öğrendi gerçekten ve çok başarılı oldu. hemen bebekten anneye geçen kanama miktarını, görsel olarak mikroskop altında hesaplayabilen Türkiye ’deki tek analist. Bu açıdan bunu çok önemsiyorum.”

class=’cf’>

Son dakika haberi: Türkiyede bir ilk Tedavide kesin çözüm olacak...

“HAYATI BOYUNCA RİSKLİ GEBELİK GEÇİRMESİNE NIÇIN OLABİLİR”

Kan uyuşmazlığının dünyada da oldukça yaygın bir durum olduğunu bildiren Doç. Dr. Kütük, “Yüzde 0,5 ila yüzde 10 ’a dek çıkabiliyor. Bizdeki yaygınlığı ise yüzde 2-3 civarında. Önemli bir problem, çünkü hala ‘perinatal mortalite ’ dediğimiz, anne karnında ya da doğum sonrası bebek ölümlerinin önlenebilir nedenlerinden birisi. Anti-D denilen hap, kan uyuşmazlığı olan bir anneye birincil doğumundan sonradan yapılırsa, sonraki çocukların dinç olmasına katkıda bulunabiliyoruz. Bunu yapmazsak veya yetersiz bir şekilde yaparsak, dozu uygun şekilde vermezsek bu, bir anne adayının hayatı baştan başa gebeliklerini fazla önemli komplikasyonlarla sürdürmesine yol açabilir” dedi.

class=’cf’>

“BİZDE RUTİN OLARAK TEK DOZ YAPILIYOR”

Gebeliğin her 3 ayında bir tekrarlanan “indirekt coombs” testi ile bebekle anne arasındaki kan uyuşmazlığının belirlenebildiğini söyleyen Doç. Dr. Kütük, dünyada rutin olarak bakıldığı halde, ülkemizde halen bebekten anneye geçen kan miktarı ölçülmediği için, bu uyuşmazlığın önlenmesinde bazen tatmin edici doz hap uygulanamadığını söyleyerek şunları vurguladı: “Gebeliğin 7 ’nci ayında bebek ile anne aralarında bir uyuşmazlık reaksiyonu olup olmadığını çakmak için ‘indirekt coombs ’ denilen bir tarama testi yapılır. Gebeliğin her üç ayında bir yapılıyor bu test. 28 ’inci haftada da bu test negatifse, bebeği koruyucu amaçlı ilk anti-D dozu anneye yapılıyor. Doğumdan sonradan bebeğin kan grubuna bakılıyor, baba ile aynı, yani artı ise bu doz tekrarlanıyor. Fakat burada problem şu: Gebeliklerin bir kısmında bebekten anneye, bir flakon anti-D dozunun derman olamayacağı dek yüksek oranda kan geçişi olabiliyor. Dünyada doğrusu bu rutin olarak bakılıyor. Fakat bizde genelde gebelere bir doz yapılıyor.”

SMAlı Elif bebek hayatını kaybetti, toplanan 2,4 milyon lira diğer hastalara dağıtılacak

SMA’lı Elif bebek hayatını kaybetti, toplanan 2,4 milyon lira öteki hastalara dağıtılacak

“KAN GEÇİŞ DÜZEYİ BELİRLENİP İLAÇ DOZU BUNA KADAR AYARLANMALI”

Kleihauer-Betke test adı bahşedilen mikroskop yöntemi veya Flow Sitometri ile bebekten anneye geçen kan miktarının tespit edilip, koruyucu dozun buna göre yapılması gerektiğini gösteren Doç. Dr. Kütük, “Bizim yaptığımız çalışmada, Türkiye’de ilk kez Kleihauer-Betke deneme ile fetal maternal kanama düzeyini tespit ettik. Gebelerin yüzde 2’sinde, bu kanamanın tahmin ettiğimiz miktarın üzerinde olduğunu, daha da acayip olanı bu gebelerin klinik seyirlerinde de hiçbir bulgu olmadığını gördük. Belki bu yöntemi kullanmasaydık, 100 anneden iki tanesi beceriksiz dozlarla evlerine gidecekti ve sonraki gebeliklerinde bizim immünizasyon dediğimiz, daha kolay bir açıklama ile annenin bağışıklık sisteminin bebeğin kan hücrelerine savaş açtığı bir durumla karşılaşacaktık. Bu da tedavisi hiç kolay olan bir koşul değil” dedi.

“ÜLKEMİZİ 8-10 SIRA YUKARI TAŞIYABİLİRİZ”

Flow Sitometri tekniği ile bu ölçümün Türkiye’de yaygınlaşmasının çok kolay olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Kütük, sözlerini şöyle noktaladı:

“Flow Sitometri, Kleihauer-Betke’den daha pratik bir yöntem. Fakat şu başlıca dek ülkemizde bunu yapan olmadı. Ola Ki bizim bu çalışmamızla beraber, rutin olarak kullanıma girer ve diğer merkezleri de harekete geçirir. Perinatal mortalite, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini göstermesi açısından fazla manâlı bir parametredir. Perinatal mortalitenin 100 binde küsürlerle açıklama edildiği bir ülkede yüzde 1-2 oranında bebek kaybını önlemek ise son derece manâlı. Yani ülkemizi bu konuda bir anda 8-10 sıra yukarıya taşıyabilir. Bizim projemizin bu anlamda da tüm bilimsel camiayı harekete geçireceğini düşünüyoruz.”

sizlere ozgurhaberci.com farkıyla sunulmuştur

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.